Archive for the 'Kişisel' Category

bugunlinux.com ve yapilan cirkinlik

Bugün bir mail aldım ve çok şaşırdım. Sanırım hepinizin www.bugunlinux.com blog sayfasından haberi vardır. Sayfanın sahibi, değerli arkadaşımız Ahmet’ten gelen mailde, bir blog girdisine çirkin bir yorum yaptığım ve bunu neden yaptığımı merak ettiği yazıyordu. Ben kendisinden çok özür dileyerek böyle bir yorumu benim yapmış olmadığımı, boş vakitlerimde blogunu severek takip ettiğimi ilettim.

Ama bu terbiyesizliği ve çirkinliği yapan yani benim adımla başkalarının sayfalarına yorum yazan kişi kimse bilmiyorum. Benimle ne alıp veremediği var onu da anlamıyorum. Muhtemelen kendi kimliğinden utanan ve kendine güveni olmayan aşağılık, saçma birisidir. Daha önce de böyle şeyler başıma gelmiş ismim bazı ortamlarda kullanılmıştı.

Değerli dostlarım, siz de böyle bir sorunla karşılaşırsanız lütfen bana mail atın ve yorumu yayınlamayın. Yorum girilen ip adresini elde ederseniz bunu da bana bildirin.

Bu arada ben www.bugunlinux.com ‘u fırsat buldukça takip ediyor, ilginç deneyimlerini zevkle okuyor ve ilginç ipuçları elde ediyorum. Siz değerli dostlarım ve arkadaşlarıma da okumanızı tavsiye ederim.

Dogum gunum

Saat şu an 06:01 ve tarih 23/12.. evet evet doğduğum saat ve tarih bunlar.. bugün benim doğum günüm, bakalım kimler hatırlayıp, kimler hatırlamayacak. Daha sonra comment olarak hatırlayanları eklerim. Şimdiden hatırlayan ve kutlayan arkadaşlara da, hatırlamayan arkadaşlara da teşekkür ediyorum.

Tatildeyim

Bir süre hem sayfama hem maillere zaman ayıramayacağım.  Tatil için çizmiş olduğum programda internete çok az yer ayırıyorum. Biz bilgisayar başında devamlı çalışanlar için tatil demek bence tam anlamı ile bilgisayardan biraz uzak kalmaktır diye düşünüyorum. Zamanın çoğunu hep aynı koltukta, devamlı aynı monitöre bakarak ve parmakları klavyede gezdirerek geçiriyorsanız bence siz de tatilinizi planlarken bilgisayardan uzak kalmaya özellikle dikkat etmelisiniz. Döndüğümde aldığım notları, yaşadıklarımı ve gezip gördüğüm yerleri sizlerle paylaşmayı düşünüyor ve gezdiği yerlerde notlar alan, bunları paylaşan insanları da çok beğendiğimi söylemek istiyorum.

ilim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir

Geçmişte yaşamış insanları ve geçmiş yaşamı hep merak eder dururum. Ne hikmetse geçmişte insanlar daha bir çalışkan, daha bir dürüst ve daha bir uzun nefesli yaşıyorlarmış. Osmanlı’nın o zengin imparatorluk zamanlarını düşünüyorum da kesinlikle yaşamak isterdim. Bir Yunus Emre’yi tanımak isterdim mesela.. Bir Mevlana’yı.. Hayata bakışlarını, fikirlerini dinlemek isterdim…”ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir” derken Yunus Emre’nin bu altın değerindeki sözlerinin arkasında ne olduğunu dinlemek isterdim uzun uzun.. Bana bunları yazdıran da alttaki link oldu, semazen gösterisi ve mercan dede, ağzına yüreğine sağlık.

http://www.youtube.com/watch?v=JWKAHtbU6eo

Gel, ne olursan ol yine gel.. ister kafir, ister putperest, istersen yüz kere bozmuş ol tövbeni yine gel. Bizim dergahımız umutsuzluk kapısı değil, umut kapısıdır, yine gel..

Böyle bir sözü söylemek kolay mı? Kolay mı kim olursa olsun, ne olursa olsun kabul etmek, ona kapılarını, gönlünü açmak?

Büyük insanmış sevgili Mevlana, ruhu şad olsun.

Feda

Zaman zaman yabancı ve rock, zaman zaman özgün müzik dinlerim. Bazı zamanlar da bağlama virtiözlerini dinlerim.. Örneğin saz denildiğinde aklıma Hasan Genç gelir. Şu popülarite uğruna ruhunu satılığa çıkarmış birçok sanatçıdan çok çok iyi sanatını icra edebilen ve sessiz sedasız bir köşede çalışmalarını sürdüren bir saz virtiözüdür Hasan Genç..

Özgün müzik denildiği zaman grup çalışmaları benim daha çok hoşuma gidiyor. Hele bir de İlkay Akkaya’nın kadife sesi varsa mikrofonlarda, değmeyin gitsin efkarıma.. Mesela bir Grup Yorum çalışması olan “Yoldaşım Vurulmuş” sanırım en sevdiğim Grup Yorum eserlerinden biridir.. Kim ne derse desin, Grup Yorum hakkında ne yorum yapılırsa yapılsın benim için hiç önemi yok. Ben sanatın icrası durumunda beni hüzünlendiren ve beklediğim etkiyi yakalayabildiğim müzikleri kimin söylediğini aldırmadan beğeni ile dinliyorum. Bir de sözlerine diyecek yok. Daha ilk dört satırından şarkının bütün anlamı ortaya çıkıyor..

Baharın ilk müjdesini verir
Gül ile nergis…
Hayatımda yüz bahar olsa
Ne fayda sensiz…

Menim dermanım devam
Menim en temiz havam
Yoldaşım vurulmuş
Goy gedim anacan

Bir dağ yeli esip
Geçip bağrımdan
Ah… penceremden külek olup
Esip gelerek…

Ne senin yadından çıksın
Ne de men unuttum ılgarı
İçime od düşüp yanar
Yandırar yakar
Yandırar dağları…

(Grup Yorum Feda Albümünden.. ilk olarak ITU konservatuar okuyan eşimin kardeşi Ceyhun Demir’den canlı saz eşliğinde çıplak ses ile dinlemiştim. Grup Yorum’dan dinleyince çok etkilendiğimi hissettiğim nadir şarkılardandır.)

Su ve Hafiza

Beni taniyanlar bilir, zaten kitap okumayi seven biriyim.. Fakat kisisel gelisim kitaplari ve yayinlarinin hayatimdaki yeri kitap okuma aliskanliklarimdan cok farklidir. Okudugum kisisel gelisim kitaplarina artik “kitap okumak” demek yerine “gelisiyorum” desem daha dogru olacak. Gercekten kisisel gelisim yayinlari, sizin oradan buradan toplayacaginiz ve gelismeniz icin gerekli olan bilgilerin toplanarak size sunulmus bir halidir.

Su siralar Ahmet Yildiz’in Güçlü Hafıza kitabını okuyorum. Su kucucuk ama degerli bir bolumu sizlerle paylasmak istedim. Maksat bir yerlerde bir bilgi varsa ve gelisime katki sagliyorsa paylasimla yaklasarak bu bilgiyi insanlara yaymak.. Etkilendi iseniz tukenmeden kitapcinizdan Ahmet Yildiz imzali “Güçlü Hafıza” kitabını hemen temin edin..

“Bir kimyasal düşünün ki asit yağmurlarının başlıca elementi. Gaz halindeyken oldukça ciddi yağmurlara neden olabiliyor. Yanlış solunursa insanı öldürebiliyor. Birde kanser hastalarının öldürücü tümörlerinde bu kimyasala rastlanıyor. Birde erozyona neden olarak önemli bir toprak kaybına neden oluyor. Sizce yukarıda özellikleri verilen kimyasal yasaklanmalı mı? Bu bir üniversite öğrencisinin ödevi. Öğrenci 50 kişiye bu soruyu sordu. 43 kişi tereddütsüz “Yasaklansın” dedi. 6 kişi ise kararsız kaldı. Sadece 1 kişi “yasaklanmasın” dedi. Çünkü onun “su” olduğunu bilmişti. Eğer siz de bu yazıyı okurken “yasaklansın” dedi iseniz hayatınıza kendi ellerinizle son veriyorsunuz demektir.

İnsan vücudunun % 70′i su iken beynin % 85′i sudur. Yani beynimizin hafıza, öğrenme gibi işlevlerini sağlıklı yürütebilmesi için su oldukça gereklidir.”

Turlu Turlu

Sen gelmezsin bir turlu,

Dertlerim turlu turlu,

Nice dertleri cektim,

Bu baska turlu…

haftasonu tatil vs.

Bugun gunlerden cuma.. yogun bir is gunuydu ve aksam 18:00′de isten cikip eve kendimi zor attim.. Hos evde de ayni ise devam ;) Guzelim cumartesi icin plan yapiyorum.. Tam o sirada muhabbet soyle baslar;

(okaratas) senin is yarina kalsa ?
(okaratas) bana bir cirak lazim artik
(okaratas) yetisemiyoruz :=(gul)
(erkanoz) ;)
(erkanoz) hehehe
(erkanoz) yarın sen meşgulsün ama
(erkanoz) senin yarına randevun yokmu
(erkanoz) benimle
(erkanoz) yoksa unuttunmu
(erkanoz) yarın server kuracaz
(erkanoz) benim için büyük senin için siradan bir gün :)
(okaratas) :P
(okaratas) abi cok guzel bir soz
(erkanoz) özlü söz ;)

Hayvan olarak yaşamak

Piton kayıp.
Herkes şaşkın.
Deniyor ki, “4 metrelik piton nereye gider?”

Güzel kardeşim…
Adam 4 kilometrelik fiberoptik kabloyu çalıyor
güpegündüz… 4 metrelik
pitonu beline sarar, gene götürür.

Siz bakın, fili götürmesinler.
İlginç bir ülke burası çünkü.

Çevre Bakanı’na soruyorlar mesela…
“Efendim, piton nerede?”
Bakan cevaplıyor:
“Bugünlerde kimseye şiş kebap yemesini tavsiye etmem.”

“Hayvan” denince en yetkili makamın bile ilk aklına
gelen bu:
Mangal.

Bakan haksız değil aslında…
Hiç unutmam, İzmir’de şehrin göbeğindeki havuza
güzellik olsun diye ördek bırakmışlardı.
Ertesi sabah yok.
Bir daha bıraktılar.
Ertesi sabah yine yok.
Bir daha bırakmadılar.
Çünkü İzmir’de nüfus 3 milyon…
Başa çıkman mümkün değil.
Yemeyen de var tabii…

Bolu’da yol kenarında bir ayı bulunmuştu birkaç yıl
önce.
Ayı çıplak.
Postu yok.
Sonra anlaşıldı ki, yola çıkan ayıya otomobil ile
çarpmışlar…
Bakmışlar ki, ayı ölmüş. Postunu yüzüp, satmaya
kalkmışlar.

Meraklıyız da aynı zamanda…
Darıca’ya timsah getirmişlerdi, millet görsün diye…
Öööyle duruyor, hareketsiz…
Kafasına kaya attılar, yaşayıp yaşamadığını kontrol
etmek için…
Hayvancağız debelendi ama, çok geç… Ruhunu teslim
etti.

Var bir sorunumuz hayvanlarla…
“Aman kesme” diyorsun, kesiyorlar.
“Mutlaka kes” diyorsun, kesmiyorlar.
Hatırlayın, kuşlar grip oldu…
” Kes” dediler. Millet kamyonlara yükleyip, dağlara
kaçırdı tavukları.
Kimisi de yaktı diri diri.
İlla kesmeyecek.

Hırçın boğaya ateş eden kasap da var, uysal beygire
tecavüz eden mühendis de…
Kanunlarımız desen, ayrı alem.
Beygir “cilveli” bulundu ki, hafifletici sebepten, 240
lira cezayla yırttı mühendis…
Şimdi, o beygirin, töre cinayetine kurban gitmesini
bekliyoruz.

Dana Ferhat’ımız vardı bir ara…
Murat 124′ün arka koltuğuna oturtmuştu sahibi. Dünyaya
haber olmuştuk.
Balina Aydın’ımız da çok meşhurdu.
Bugünlerde Piglet’imiz meşhur…
Hani şu, haram diye, çizgi filmden makaslayarak
çıkarmaya çalıştığımız domuz..

Bir defa da, Sütaş’ın ineğiyle dünyaya haber olmuştuk.
Santrfor inek…
Voleyle gol atarken memeleri görünüyor diye RTÜK’e
şikayet etmişlerdi, hayali ineği..

Nedendir bilinmez ama, var bir gıcığımız hayvanlara…
Bakın o kadar hazinemiz var.
İlk neyi çaldılar?
Denizatını.
İlginç bir ülke burası çünkü…
İnsan olarak yaşamak zor da, hayvan olarak yaşamak
daha zor..

Dostun matematiksel tarifi

Dost dediğin sevinci çarpmalı, üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalı, kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalıdır..

« Previous Entries

 
Powered by WordPress and Ad Infinitum